İnterrail


Bilgi paylaştıkça çoğalır

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


Paris

Tarih: , 18/10/2009

Paris. İnterrailci arkadaşların en çok para harcayacağı yerlerden birisi. Burada kalacak yer bulmak gerçekten büyük bir problem. Barselonadan 12 saatlik gerçekten soğuk bir tren yolculuğundan sonra Parise geldik. İndiğimizde hepimiz kısa kollu ve bermudaylaydık ama dışarda yağmur yağıyordu. Garda bir tuvalet bulup orda giyindik. Şimdi en büyük problem kalıcak yer bulmaktı. Çünkü gelmeden önce hostel veya camping ayarlamamıştık. Yürümeye başladık. 2 saat falan yürüdükten sonra Türk Seyahat Acentasına denk geldik. Parisin orta yerinde böyle biyer bulamk tesadüftü,şanstı, artık ne derseniz işte. İçeri girdik kalıcak yer bulmak için yardım istedik. Saolsunlar çok yardım ettiler. Bize yardım eden bayan Fransa doğumlu çat pat Türkçe konuşan 25-26 yaşlarında biriydi. Yaklaşık 10 tane hosteli aradı ve sonunda 1 tane hostelde yer buldu 3 kişilik yer ayırttı 1 saatliğine. Çok teşekkür ederek çıktık ordan. Hosteli aramaya başladık ki 1 saat içinde orda olmamız gerekiyordu. Koştura koştura 1 saat yürüdükten sonra hostele vardık. Türk mahallesindeydi hostel. Hatta yanında 'Babanın nargile evi' vardı :) Hostel International üyesiydi kalıcağımız yer. Yani kalabilmemiz için Hostel International kimlik kartı gerekiyordu. Neyseki yanımızdaki arkadaşta varmışta ondan girebildik hostele. 6 kişilikti odamız. Kahvaltı dahil gecelik 20 euro verdik. Odalar kız-erkek ayrıydı. Dorm değildi yani. Hayatımda yediğim en güzel ev yemeklerinide hostelin ön sokağındaki ev yemekleri yapan yerde yedik. Paris-Hünkar beğendi :) Çok uyumluydu. İlk gün meşhur Louvre müzesine yürümeye karar verdik. 1.5 saat yürüdükten sonra müzeye geldik. Yolda yürürüken Amerikada bulunan Özgürlük anıtının orjinalini gördük. Fotoğraf falan çektik. Müzeye giriş cuma günleri saat 5 ten sonra yarı fiyatıydı. Beklemeye karar verdik. :) Çimlere oturduk bekledik. Diğer turistlerle muhabbet ettik. Saat gelince girdik müzeye. Bu kadar büyük olduğunu tahmin etmiyordum. Hızlı hızlı gezmemize rağmen 4 saat sürdü. Yani mutlaka müzeye girmeden yemek yiyin!!! Müzeden sonra şanzelizeye yürüyüp ordanda Eyfel kulesine geçtik. Eyfel kulesinin önündeki çimlerde kırmızı şarabını yudumlamak istiyorsanız mutlaka girmeden dışardan alın şarabınızı. İçerde satıcılar var ama normal fiyatının 5 katına satıyorlar şarabı ve kötü kalita şaraplar. Az ilerde sağda şarap evi var. Ordan alabilirsiniz. Eyfele çıkmak 12 euroydu. Manzarası muhteşemdi ve yaklaşık 100 kişi varsa 80 i Türktü. Güzel muhabbetler edildi. 3 kişiyle tanıştık. 2 erkek 1 bayan. Erkekler konser için gelmişti Parise. Bayan ise haftasonu için alışverişe :) Üstümüz inceydi, dışarsı soğuktu. Mont almayı teklif ettiler. Kabul etmedik. 2 gün kaldık pariste. Hava ya kapalı ya yağmurluydu. Havalara dikkat etmek lazım özellikle Eylülde gidiyorsanız.  Metro ağı aşırı gelişmiş durumda. Ve çok karışık. Yönünüzü şaşırıp yanlış yöne gitmeyin. Yada bizim gibi 3 kişiyseniz biriniz metroyu binip gidiyorsa diğerleriniz dışarda kalmayın yoksa diğer durakta inip beklersiniz :) Paristen sonra Amsterdam.... Bir efsane daha...

Barselona

Tarih: , 16/10/2009

Barselona. Muhteşem şehir. 7/24 yaşayan şehir. Eğlenceli şehir. Tarihi şehir. Herşey var. Marsilyada tren değişimi ve pasaport kontrolünden sonra Barselonaya geldik. Nerede kalıcağımız belli değildi. Hostel aramaya başladık. Yanımızda olan diğer arkadaşın daha önceden bulduğu hostele bakmaya karar verdik. Hostel çok güzeldi ancak şehrin çoook fazla dışındaydı. Hatta o hostelden sonra şehir olduğunu düşünmüyorum :) Birde kötü tarafı hostele ulaşmak için tepe tırmanmak zorundaydık ki oldukça dik bir tepeydi. Hostel ormanın içinde kurulmuştu. Basket sahası,yüzme havuzu, güneşlenme yerleri, kahvaltı dahil olması ve güzel temizliğiyle 12 euro oldukça cazip bir fiyattı. Otelde görevli olarak zihinsel engelli insanlar çalışıyor. Ve çok cana yakınlar. Sizi her gördüklerinde selam veriyorlar. Inout hostel. Adınıda yazmayı unutmayayım. Barselona günleri boyunca gittiğimiz yerleri sayayım: Sagra de familia, Gaudi müzesi: neu camp, sahil kenarındaki barlar ve la rambla. La rambla taksimin büyüğü birkaç kat. Çok güzel yer. Sokak sanatçılarıyla dolu. Barselonaya giderseniz La rambla da bir hostel ayarlamanızı şiddetle tavsiye ederim çünkü şehrin merkezi ve heryere yakın.!! Neu camp. Barselona Fc nin stadı. İçinie girmedik çünkü 15 euro vermeye kıyamadık. Çevresini gezdik ve store a girdik. Yaklaşık 20 otobüs turist vardı. Size şöyle anlatayım store da forma almak için sıra vardı yaklaşık 30 kişilik. Ne kadar para kazandıklarını siz düşünün. (1 forma 75 euroydu) Ve sagra de familia. Hayatımda gördüğüm en ihtişamlı yapıt. Ürkütücü ve göz alıcı. İkisini birden yapmak zor ama başarıyor adamlar. Daha inşaat halinde belli yerlerini gezebiliyorsunuz. Altında da Gaudi müzesi var. Sagra de familia nın mimarı. Sagra de familia hakkında planlar yaparken kafa dalgınlığı sonucu bir tramvayın altında kalarak öldüğü rivayet edilmekte. Gidip görülmesi zorunlu biyer. Ve Barselonanın barları. La rambla dan aşağı indikten sonra sağa dönüp dümdüz ilerlerseniz önüne gelirsiniz. Sırayla yanyana dizilmiş barlar. Hepside güzel ve biraz tuzlu. Çok kalabalık ama ortamı güzel. Gidin ve görün. 4 gün kaldık Barselonada ve hergün birbirinden güzeldi. Oradanda Parise geçtik. Sırada Paris...


İnterrail ve Hatralar 4

Tarih: , 17/4/2009 Kategori: interrail

Sabah 8 de Roma Termini istasyonundan Floransaya hareket ettik. Ölüm gibi bir yolculuktu çünkü akşamdan kalmaydık. :) Floransa gerçekten dedikleri gibi açık hav müzesi resmen. Buram buram rönesans kokuyor heryer. Heykeller anıtlar müzeler vs vs vs. Hostel için herhangi bir arama yapmamıştık Floransa için. Yanımızdaki arkadaşın ayarladığı hostele gitmeye karar verdik. Gara uzaktı oldukça. Kale gibiydi bide içi. Çok güzel bir hotel değildi ama kötüde değildi. 1 gece kaldık zaten. Kasaplar çarşısı (şuan kuyumcular çarşısı) karşısndaki köprüde otrp gün batımını izlemenizi tavsiye ederim. Nehirde yüzen su samurlarını görünce şaşırmayın :) Romadan sonra Floransa biraz sıkıcı gelmişti bana. Çünkü çok daha sakin bir şehir. Herkeste vespa var bu şehirde :) Sıradaki drağımız Monaco-Cannes. Uzun bir yol. Monaco.. Küçük ülke. Kumarhane ve zenginler ülkesi. Bizim gibi sizde gezmek istiyorsanız şimdiden birkaç uyarım var. Tepe üstüne kurulmuş bir şehir ve garında bagaj emanet dolabı yok!! Dikkate alın çünkü gerçekten o tepelerde o çantayı taşımak zor. Sırtımızda çantamızla düştük Monaco yollarına. İlk gözümüze çarpan Ferrari servisiydi :) Bu küçük krallıkta görebileceğiniz en fazla şey lüks arabalar. Başkada bir numara yok. Gara dönerken Türkiyedeki gibi karşıdan karşıya geçmeye çalıştık. Yani yola atladık :) Hızlı bir Ferrari geçti yanımızdan. 5-10 metre ilerdede durdu. Bize 'neden yola atlıyorsunuz' diye bağıracağını düşünmeye başlamışken adam arabadan indi bizden çok özür dileyip bizi fark etmediğini söyleyerek arabasına binip gitti :) Aynısını Türkiyede denemeye kalkmayın. Karşılaşacağınız tepki kesinlikle farklı olacaktır. Sıradaki durak Cannes. Şu meşhur film festivali olan, film festivali zamanı hariç pek bir numarası olmayan şehir. Kumsalına gidip bir denize girmenizi tavsiye ederim tabi. İnterrail yaptıkta karpuz suya düşürmedik demeyin sonra :) Sıradaki durak Marsilya. Ama sadece tren değiştirmek için. Marsilyaya geldiğinizde eğer zamanınız varsa garın karşısındaki küçük sosisçide sosis yiyin. Gerçekten muhteşem tadı var. Sıradaki hikaye Barselona... Çünkü o şehir tamamen ayrı bir hikaye.

İnterrail ve Hatıralar 3

Tarih: , 9/4/2009 Kategori: interrail

Gemi yolculuğumuz 20 saat sonra Anconada bitti. Yunanistan sonrası indiğimiz yer olan Ancona garip geldi bize. Sahil kasabası. Limandan indiğinizde diğer interrailcılara takılın. Gar  biraz ters biyerde. Gara İsviçreli bir kızla gitmiştik. Ama gara gidincede bizi bir şok bekliyordu. İlk Roma treni sabahmış. Mecburen Anconada kaldık 1 gece. Pişmen olmadık tabiki. Garda emanetçiye bıraktık çantalarımızı. Sorduk buralarda ne yapabiliriz diye. Bira festivali varmış :)Gara uzak biyerdeydi. Gittik 5 kişi. 3 kişi bizim tayfa 1 de Türk çift geldi yanımıza. Festival alanına bir sürü masalar kurulmuş bütün kasaba halkı toplanmış tavuk yiyip bira içiyordu. Bir taraftanda konser vardı. Arkadaki meydana gittik. Açık biyer bulup şaraplarımızı aldık. Şarap aldığımız yerin yanında Latinlerin takıldığı biyer vardı. Dans ediyolardı. Süperdi :) Şaraplarımızı içtik, İtalyan gençlerle top oynadık biraz. Sonra gara döndük. Garda Türkçe konuştuğumuzu gören bir adam yanımıza geldi. 15 senedir İtalyada yaşıyormuş. Anconada hırsızlık(!!) yapıp geçiniyormuş :) Ama Türkleri soymuyormuş sağolsun. Biraz bozukluğunuz varmı deyip gitti. Görürseniz fazla yaklaşmayın bence :) Sabah trenimize binip Romaya geçtik. Dikkat dikkat!! Romada ana istasyonun yanında (Termini) birçok hostel bulunmakta. Fiyatları güzel. Buralarda konaklamanızı şiddetle taviye ederim çünkü gar çok merkezi biyerde. Hosteli bulduk bizde. Garın önündeki sokakta. Çıkmaz sokaktı. 4. kattaydık ve hostelde sadece biz kalıyorduk. Oda 6 kişilikti biz zaten 5 kişiydik. Tuvaleti banyosu süperdi. İlk gün gezimize Kolezyumdan başladık. İçine gereği duymadık çünkü çok kalabalıktı. Birazda pahalıydı. Yanından birkaç hatıralık eşya aldık. Formula 1 in Türkiye ayağı vardı aynı gün. Nerde izleyeceğimizi düşünürken bir adam geldi yanımıza. Lokantamıza buyrun falan dedi. Nerelisiniz? Türküz. Ooo benim patronumda Türk. :) Gittik lokantaya. Patron karşıladı bizi. Konuştuk. Patron bizim için antene ayar yapıp Formulayı buldu :) Birer lazanya yedik. Siz siz olun mutlaka lazanya yiyin Romada ve bu lokantada. Çok pahalı değil ve muhteşem. Romada 2. gün Aşk çeşmesi ve İspanyol mredivenlerine gittik. Binlerce turist var burda. Şansımıza aşk çeşmesini tadilattaydı. Su akmıyordu :) Sonraki gün Vatikana geçtik. Bu uzun bir mesafe gerçekten. O yüzden rahat ayakkabı olmasına dikkat. Vatikan yolunda Meşhur Roma dondurmacısından dondurmamızı aldık :) Yanlış hatırlamıyorsam 25 çeşit dondurma var. Oturduk biyerde dondrmalarımızı yedik. Vatikana yürümeye devam ettik. Müzeye girmeden bir çocuk geldi yanımıza. Eğlenmek istermisiniz dedi. Ee Romaya gelmişiz eğlenmeden gitmek olurmu?? :) İranlıydı çocukta. Organizatör olmuş Romada. Pub crawl diye bir olayları varmış. İspanyol merdivenlerinde buluşma, 4 bar gezilecek, ilk barda sınırsız pizza t-shirt ve bira diğer barlarda girişte birer şat içki. 20 euroydu. Fiyat çok gözükebilir ama gerçekten değer. Ayrıntılı bilgi için: www.pubcrawlrome.com/ bakın. Vatikan müzesine girmek için oldukça sıra bekledik. İçersi muhteşem gerçekten. Benim başıuma güneş geçtiği için fazla kalamadım. Çıkışta 3-4 sokak yanda metro var. Ordan şehir merkezine dönerseniz daha rahat edersiniz. Romadaki son gecemizde pub crawla katıldık. MUHTEŞEM. Tek kelimeyle. 50-60 kişi kadar bar bar gezdik. Yarışmalara katıldık. Yeni insanlarla tanıştık. Dans ettik. Kızların göbeğinden tekila içtik :) Sabaha karşı 4 te bitti olay. Bardan çıktık. Arkadaşın biri yokt ortada. Kızın birine takılıp gitmiş :) Sabah 8 de trenimiz vardı. Nası kalkıcaz diye düşünürken birde baktık hostelden yaklaşık 10 km uzaktayız. O yolu yürümek gerçekten zordu o sarhoş kafayla :) Hostele geldik birde baktık kıza takılıp giden arkadaş çoktan gelmiş :) Uyuduk. Sabah kalkıp 8 de Floransa trenine bindik. Dikkat dikkat. Bir yere gidecekseniz 1 gün önceden tren saatlerini öğrenin!!! Floransa hatıraları birazdan...

İnterrail ve Hatıralar 2

Tarih: , 18/2/2009

Phytion ve sonrası. Phytionda yaklaşık yarım saatlik bir bekleyişin ardından lüks trenimiz gara geldi. Sıradaki durak Selanik. Aslında Selanik en çok gezmek istediğimiz yerlerden biri olmasına rağmen saat gece 3 gibi orda oluduğumuz için gezemedik. Atinaya ilk trende 1 saat sonraydı ve -paralıydı-. Supliment verdik yaklaşık 10 euro kadar. Ve bu interrail boyunca verdiğimiz en fazla suplimentti. Atinaya sabah 8 gibi indik. İlk trende indiğinizde sudan çıkmış balık gibi olacaksınız. Hazırlıklı olun buna. Çünkü hiç bilmediğiniz bambaşka bir ülkedesiniz. Nereye  gideyim nasıl yapayım diye düşüneceksiniz bir ker :) En azından bize öyle olmuştu. Yunanistandaki özellikle Atinadaki metro sistemi çok gelişmiş. Hostelimize gitmek için metroya bindik. Metroyu nasıl buldunuz derseniz sorarak bulduk :) Hostele  geldiğimizde saat 9 du ve daha check in başlamamıştı. Yani daha odamıza çıkıp rahat bir uyku uyuyamayacaktık. Hostelin en alt katında bulununan çekyatlarda sızmışız bizde :) Odaya çıkma zamanı gelince anahtar için 5 euro depozit bırakıp anahtarı aldık. Odamıza çıktık. 4 ranzaydı. Yani 8 kişilik. 6 kız vardı bizden hariç. Amerikalı. :) İnterraila gittiğinizde dorm room almanızı şiddetle tavsiye ederim. Çok muhabbet oluyor. Duşumuzu aldıktan sonra gezmeye çıktık. Hostelimiz Acrapole 50 metre uzaklıktaydı. Yani şanslıydık bu konuda. Hostelimizin adını merak edenler için: Athens Backpackers.. Yanlış yazmamışımdır umarım. Hostelin güzel bir roof barı var ve acrapol tam karşınızda kalıyor biranızı yudumlarken. Güzelde partiler oluyor bu roof barda. Acrapol ve yanındaki eski çarşıyı gezdikten sonra hostelimize gelip roof bara çıktık. Biramızı içtik. Muhabbet ettik. Güzeldi. :) Atinada 1 gece kaldık. Ertesi gün Patrasa gittik. İtalyaya gidecek gemiler buradan kalkıyor. Gemi dediğimde kocaman feribot. İndikten sonra İtalyaya gideceğimiz feribot için biletimizi almaya gittik. Blue Star ferries. Yanlış hatılamıyorsam. İnterrail biletinde feribotun ücretsiz olduğu yazıyor ANCAK bizden 30 ar euro ek ücret aldılar. İnanmayın yani bedava diyenlere. Daha feribotun kalkmasına 3-4 saat olduğu için Patras turu yaptık. Bütün dükkanların kapalı olmasına anlam veremedik önce ama yanımızdaki arkadaş sölediki meğerse adamların bu saatleri uyuma saatiymiş. Hepsi evine gidip uyuyor yani. Öğlen 2 de bütün dükkanların kapalı olması saçmaydı tabi. Feribota binmeden şarabınızı almanızı tavsiye ederim. Çünkü size kamara falan vermeyecekler. Çatıda balkonda yatıcaksınız siz ve yaklaşık sizin gibi 100 kişi. Veya daha fazla. Biz Bariye yer bulamadığımız için Anconaya bilet aldık Buda tam 22 saat ediyor. Bu yüzden yanınızda iskambil destesi götürmenizi tavsiye ederim. En azından sıkıntıyı alır. Gemimiz kalktı yola çıktık. Feribotu anlatayım önce. 7 katlıydı bizim gittiğimiz. 3 restorant, havuz, free shop, casino... Herşey vardı yani. Hatta casinoda 5 euroya 20 euro kazanmıştım slot makinasından şansıma. :) Feribotta acıkacaksınız. Bunu sakın unutmayın. Bide yol 22 saat olunca dahada çok acıkacaksınız. Hani bir laf vardır. Deniz insanı acıktırır diye. Gerçekten acıktırıyor. :) Çatıda da restorant vardı. Buraya 7-8 euro verip Tavuk-Bira alabilirsiniz veya nutella yiyebilirsiniz para vermek istemiyorsanız. :) Gemi yolculuğu uzun ve soğuk. Uyku tulumu gerçekten işe yarıyor. İtalya ve devamı bidahaki yazıda...


{ Son Sayfa } { Sonraki Sayfa }