İnterrail ve Hatıralar
Tarih: 04:57, 5/12/2008
Sıra geldi hatıralara. Gerekli bilgilere sonra döneceğim. Bilet hazır pasaport hazır çanta hazır ve doğal olarak bizde hazırız. Yunanistana giden ilk tren sabah saatinde olduğundan bulunduğumuz ilden (Tekirdağ) geceden yola çıkıp İstanbulda bir arkadaşta kalmaya karar verdik. Bindik trene gidiyoruz. Yarı yolda tak dedi tren durdu. Elektrik telleri koptu. Tamir edilmesi yaklaşık 2 saat sürdü ve bu yüzden İstanbula ulaştığımızda saat gece 1 di ve son feribotu kaçırmıştık. Sirkeci garında gecelemeye karar verdik. Ama bilen bilir ki sirkeci garı pek tekin değildir geceleri. Bekleme salonunda yatarız diye düşünoyoduk ki güvenlik gelip bizi dışarı çıkarttı. Neymiş efendim yasakmış. Kalakaldık sokakta. Bize yapılan daha büyük bi kötülük ise bizim gibi sokakta kalan 2 bisikletiyle seyahat eden turistin bekleme salonunda yatmasına izin verilmesiydi. Sineye çektik :) Garın önündeki büfe 24 saat açık olduğundan burdan karnımızı doyurabildik neyseki. Karnımız doydu güzel ama saat gece 4 biz sokaktayız. Garın etrafında dolaşmaya başladık. Birde gördük ki garın denize bakan kısmında kalan otoparktan gara giriliyor. İzinsiz girdik burdan ama gerçekten yapacak bişey yoktu. Girdik içeri yattık banklara. Ama bank dediğimde 150 cm falan. Bizim boy 180 cm. Artık o demir banka nasıl kıvrılmak zorunda olduğumuzu siz düşünün. :) Tarihte 22 Ağustos. Yani yazın bitmeye başlayıp sonbaharın kendini hissettirdiği tarih. Hissettirdiği diyorum çünkü gecenin 4 ünde orda esen rüzgarı tahmin bile edemezsiniz :) Neyse.. 1-2 saat uyuduk gar açıldı falan. Yavaş yavaş insanlar gelmeye başladı. Yeni yeni interrailcılar geldi. Bizde sabah kahvaltımızı ettik son hazırlıkları yapıyoruz. Ha bu arada biz en başta 2 kişiydik. Uğurlamaya gelen arkadaşla 3. Karşı büfeden gitmeden bir 20 ytl yi 1 ytl lik bozukluk yaptırdık. Neden derseniz 1 ytl bozuk para 2 euro aynı model ve yurt dışındaki bazı otomatlara bunu yedirebiliyorsunuz :) Bindik trene yerimize oturduk. Şansımıza kompartmanda ikimiz vardık sadece. İnterrail yapanların vagonu sondaki vagon onuda söyleyeyim aklıma gelmişken. Yavaş yavaş hareket etti tren. Size tavsiyem İstanbuldan çıkana kadar camdan dışarsını izleyin çünkü çok güzel yerlerden geçiyorsunuz. Tren duraklarda dura dura gidiyor bizde kitabı inceliyoruz elimizdeki. Sonra yaşadığımız ilçede durdu tren ve arkadaşımın ablası bize köfte hazırlatmıştı onları verdi camdan bize. Hayatımda yediğim en tatlı köfteydi :) Sonra Edirneye kadar uyumuşum ben. Arkadaşım uyandırdı. pasaport kontrolü için aşağı indik. Pasaportlar kontrol edildi. Bu arada trenin vagonları söküldü ve sadece bizim vagon kaldı. Çünkü Yunanistan tarafına sadece tek vagonla geçiliyor. Bindik kontrolden sonra trenimize başladık o meşhur yarısına kadar Türk bayrağı yarısndan sonra Yunan bayrağı olan köprüden geçmeye. Tren geldi adının söylenmesinin zor olduğu Phytion kasabasına yanaştı. Topladık eşyalarımızı indik aşağı. Selaniğe gidecek olan treni beklemeye başladık. İlk bilet için ekstra paramızıda burda verdik. Zaten en çok supliment Yunanistanda veriliyor. Biletimizi aldık beklemeye başladık. Trenin teyirli geleceği söylendi. Bizde beklerken yurt dışındaki ilk biramızı alalım dedik. Gittik büfeden biramızı aldık. Büfede adam çat pat Türkçe biliyor söyleyeyim :) Oturduk kondüktörlerle muhabbet ediyoruz bir taraftan. Ama şöyle bir gariplik var. Türk konduktörler ve Yunan konduktörler aynı masada oturmuş muhabbet ediyor. Ancak ne biri Türkçe biliyor ne de diğeri Yunanca :) Değişik bir iletişim türü geliştirmiş amcalarımız :) Phytiondan sonraki hatıralar şimdilik bu kadar yeter :){ yorum yaz }